Menü balya gazetesi
Gülseren Başocak

Gülseren Başocak

Tarih: 23.03.2026 16:33

ÇOCUKLARIN GÜVENLİĞİ TOPLUMUN VİCDANIDIR

Facebook Twitter Linked-in

Bir çocuğun sessizliği çoğu zaman yanlış anlaşılır. “Uysal”, “sakin” ya da 

“sorunsuz” olarak görülen davranışların arkasında bazen anlatılamayan bir korku, 

ifade edilemeyen bir acı saklı olabilir. Çünkü her çığlık sesle duyulmaz. Bazı 

çığlıklar suskunlukta, kaçırılan bakışlarda ve değişen davranışlarda kendini 

gösterir. 

 

Bugün çocuk istismarı meselesine baktığımızda en büyük yanılgımızın, sorunu 

yalnızca açık şiddet görüntüleriyle sınırlamak olduğunu görüyoruz. Oysa istismar 

çoğu zaman sessiz ilerler. Fiziksel iz bırakmadan, fark edilmeden ve çoğu zaman toplumun gözleri önünde gerçekleşir. İşte bu nedenle çocukların korunması yalnızca hukuki bir mesele değil; aynı zamanda vicdani, ahlaki ve toplumsal bir sorumluluktur.

 

Bir toplumun gerçek gücü, en savunmasız bireylerini nasıl koruduğuyla ölçülür. Çocuklarını koruyamayan bir toplumun güçlü olduğunu söylemek mümkün değildir. Çünkü çocuk yalnızca bir birey değil, aynı zamanda o toplumun geleceğidir.

 

Ne yazık ki pek çok olayda sorun gerçeğin bilinmemesi değildir; bilinmesine rağmen harekete geçilmemesidir. “Aile meselesidir”, “Yanlış anlaşılır”, “Bize ne” gibi cümleler çoğu zaman istismarın görünmez kalkanına dönüşmektedir. Oysa unutulmamalıdır ki istismar yalnızca failin suçu değildir; görüp susan, şüpheyi görmezden gelen ve sorumluluktan kaçan her yaklaşım bu karanlığın büyümesine istemeden de olsa katkı sağlar.

 

Çocukların korunması konusunda artık yeni bir anlayışa ihtiyaç vardır. Sadece olaylar yaşandıktan sonra müdahale eden değil, olaylar yaşanmadan önce önlem alan bir toplumsal refleks geliştirilmelidir. Çünkü hukuk cezalandırır; ancak asıl başarı, bir çocuğun zarar görmesini en başından engelleyebilmektir.

 

Bir çocuğun davranışındaki ani değişim, içine kapanması, sebepsiz korkuları ya da açıklanamayan huzursuzluğu çoğu zaman bir yardım çağrısıdır. Bu çağrıyı fark etmek için uzman olmaya gerek yoktur; duyarlı olmak yeterlidir. Bazen bir yetişkinin “Sana inanıyorum” demesi, bir çocuğun hayatındaki en büyük koruyucu güç olabilir.

 

Tam da bu noktada sivil toplum kuruluşlarının rolü büyük önem taşımaktadır. Toplumsal farkındalık oluşturmak, bireyleri bilinçlendirmek ve hukuki süreçlerde destek sağlamak; çocukların korunmasında güçlü bir dayanışma zemini oluşturur. Bu anlayışla çalışmalarını sürdüren (https://vizyonhukukculardernegi.com )yalnızca yaşanan olaylara tepki veren bir yaklaşımı değil, riskler ortaya çıkmadan önce önleyici mekanizmalar kurmayı hedefleyen bir bakış açısını savunmaktadır.

 

Eğitim faaliyetleri, bilinçlendirme çalışmaları ve hukuki destek mekanizmalarıyla yürütülen çalışmaların temel amacı, toplumda koruyucu farkındalığı güçlendirmektir. Çünkü güçlü bir toplum, yalnızca adalet dağıtan değil; adaletsizliğin oluşmasını engelleyebilen toplumdur.

 

Bugün hepimize düşen sorumluluk açıktır: Görmezden gelmemek. Şüpheyi ciddiye almak. Çocuğun üstün yararını her koşulda öncelik haline getirmek. Sessizlik çoğu zaman sorunu büyütür; cesaret ise çözümün başlangıcıdır.

 

Unutulmamalıdır ki bir çocuğun hayatına zamanında dokunmak bazen bir kaderi değiştirir. Bir çocuğun sesini duymak ise yalnızca onu değil, bir toplumun vicdanını da korur. Adalet çoğu zaman mahkeme salonlarında değil, bir insanın “Ben susmayacağım” dediği anda başlar.

 

Çünkü bir çocuğu korumak, yalnızca bir bireyi değil; toplumun yarınını korumaktır.

 

Gülseren BAŞOCAK
Vizyon Hukukçular Derneği
Genel Başkan

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —